nexCMO

Covid-19 sonrası tedarik zincirlerinde kazananlar ve kaybedenler

Hazırlayanlar : Emin Özuğur ve Beste Şen | Deloitte Türkiye

Deloitte Türkiye 28 Nisan ve 15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen Covid-19 sonrasında Tedarik Zincirinde Kazananlar ve Kaybedenler isimli araştırmayı, Türkiye’de farklı sektörlerden 314 üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleştirdi. Araştırma sektörlerin talep tahmin zorlukları, nakit akış problemleri, tedarik kesintileri gibi konuları karşılaştırmalı bir biçimde ele alıyor ve detaylı bir infografik ile sunuyor.

Araştırma Özeti

Araştırmanın sektör bazlı çıkarımları ise şöyle :

Teknoloji, Medya ve Telekom sektörü %61 oran ile mal ve hizmet yönetiminde dijital teknolojilerden en fazla yararlanılan sektör olarak öne çıkmaktadır. Diğer sektörlere kıyas ile salgının etkilerini belirleme konusunda daha iyi bir konumda olup, katılımcıların %67’si yüksek performans gösterildiğini belirtmektedir. Hizmet seviyelerinin düşmesi sektördeki şirketlerin en çok etkilendiği alan olarak öne çıkarken,  katılımcılar gelecek dönemde farklı iş modellerine odaklanmayı düşünmektedir. Alınan tedbirler ile nakit pozisyonlarını 6 aydan fazla koruyabileceklerini düşünenlerin oranı %82 olup, büyüme beklentileri pozitif yöndedir.

İlaç sektörü %94 ile tedarik sorunlarından en çok etkilenen sektörlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Şirketler ithalat ile tedarik edilen malzemelerin ülke içerisinden karşılanmasında da sorunlar yaşamakta ve katılımcıların %94’ü pandemi döneminde yaşadıkları sorunlara istinaden önümüzdeki süreçte tedarikçi çeşitliliğini artırmaya odaklanacaklarını belirtmektedir. Pandemi sürecinde ekip verimliliğinin yüksek oranda etkilendiği sektörde, katılımcıların %41’i bu süreç ve sonrasında doğru iş gücüne sahiplik konusunda şüphelere sahiptir.

Salgının tedarik zinciri üzerindeki etkilerini belirleme konusunda zayıf performans gösterildiği düşünülen sektörlerden birisi olan Perakende sektörü katılımcılarının %95’i tedarik sorunlarının operasyonlara etkisini yüksek olarak değerlendirmektedir. Katılımcıların %85’i tedarik ağı boyunca dijital teknolojilerden yeterince faydalanılmadığını belirtirken, gelecek dönemde operasyonel görünürlük çalışmalarına odaklanılması hedeflenmektedir. Talep tahmini en çok sorun yaşanılan alan olarak belirtilmekte olup, şirketler stratejilerini müşteriye daha yakın çalışacak şekilde yapılandırmaktadır.

İnşaat ve Gayrimenkul sektörü salgından en çok etkilenen sektör olup, katılımcıların %75’i içinde bulunulan yılda %20’den fazla küçülme beklemektedir. Katılımcıların %88’i salgının sektör üzerindeki etkilerini anlayamadığını ve takip edemediğini belirtirken bu neden ile planlama ve hızlı aksiyon alma süreçlerinde sorunlar yaşanmaktadır. Talep azalması, iş gücü hareketliliği kısıtlamaları ve nakit akış problemleri en çok etkilenen alanlar olarak öne çıkarken, salgın sonrasında finansal riskleri yönetmek ve alternatif iş modellerine odaklanmak öncelikli hedefler olmaktadır.

Turizm ve Otelcilik sektörü katılımcılarının %96’sı şirket içerisinde veya hükümet tarafından alınan tedbirler ile nakit pozisyonlarını 6 aydan fazla koruyamayacaklarını belirtirken 2020’de şirketleri için %20’den fazla küçülme öngörmektedir. Talebin ve nakit akışının azalmasından yüksek derecede etkilenen şirketlerin %86’sı gelecek dönemde finansal risklerin yönetiminin çok önemli olacağını düşünmektedir. İş gücüne güvenin yüksek olduğunu belirten sektör katılımcıları stratejilerini daha düşük operasyonel maliyetler ile çalışabilecek şekilde değiştirmeye odaklanacaklarını belirtmektedir.

Tüketici Ürünleri sektörü katılımcıları salgın başlangıç aşamasında etkilerin tespitinde zayıf performans gösterildiğini düşünürken, şirket operasyonlarının tedarik sorunlarından %96 oranında yüksek seviyede etkilendiği belirtilmektedir. Salgının sektör üzerindeki etkilerini anlama ve takip etmede zorlandıklarını belirten katılımcılar, talep tahmin zorlukları ve dağıtım ağı sıkıntılarını en çok sorun yaşanılan alanlar olarak değerlendirmektedir. Gelecek 5 yıl için beklentileri pozitif olan şirketler %96 oranında büyüme beklemekte olup, operasyonel görünürlüğü artırmaya odaklanacaklarını belirtmektedir.

Endüstriyel ürünler sektöründeki şirketlerin salgına gösterdikleri reaksiyon zayıf olarak değerlendirilirken, katılımcıların %61’i 2020 yılında %20’ye kadar küçülme beklemektedir. Şirketleri en çok etkileyen sorunun talep tahmin zorluğu olduğu belirtilirken, ileriki dönemde operasyonel görünürlüğü artırmanın yanı sıra otomasyona odaklanarak manuel iş gücüne bağlılığın azaltılması hedeflenmektedir. Katılımcıların %71’i stratejilerini operasyonel maliyetleri azaltmaya yönelik değiştirmeye odaklandıklarını belirtmektedir.

Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde Türkiye’de az sayıda firmanın böylesi bir kriz sırasında, sorunları önceden anlayabilme ve doğru reaksiyonu gösterebilme konusunda başarılı olduğu gözlemlenmektedir. Araştırmaya göre bunların başlıca sebepleri arasında dijital teknoloji kullanımı düşüklüğü ve iş gücü yetkinliklerinin kısıtlı olması öne çıkmaktadır.

Birçok firma, sektörleri içerisinde kalıcı değişiklikler yaşanacağına işaret ederken, firmaların öne çıkan odak noktaları operasyonel görünürlüğün artırılması ve alternatif iş modellerine yönelinmesi olmuştur.

Pandemi döneminde büyüme öngören sektörler ile en olumsuz etkilenen sektörler, alternatif iş modelleri arayışı konusunda ortaklaşmakta; bir grup toparlanma için alternatif arayışında iken bir grup değişen dinamikleri daha etkili kullanabilmek amacıyla bu odağa yönelmektedir.

Görece olarak daha küçük cirolara sahip firmalar finansal açıdan çok daha fazla riskli konumda görünürken; pandemiden en çok etkilenen sektörler arasında olan İnşaat ve Gayrimenkul ile Turizm sektörleri önümüzdeki 5 yıl için en mütevazı büyüme tahminlerine sahiptir. Bu iki grup toparlanma süreci konusunda diğer sektörler kadar umutlu görünmemektedir.

Deloitte Türkiye

Deloitte Türkiye

Türkiye’de 1986 yılında başladığı faaliyetlerine Denetim, Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman ve Kurumsal Risk alanlarında sunduğu hizmetlerle devam etmektedir.